Yaşasınnnnnnn tatile çıkıyorummmmmmmmmmm!!!!!
Nişanlım ve ben kendimizi bodrum gecelerine atacaz. Deniz, kum, güneş, kızlar (ahmet için) çılgın yaz akşamları ne kadar eğlenceliii :))
9 Haziran 2007 Cumartesi
Cevapsız Sorularımmmmmm....
Gelecek nasıl olur da 'an'ı böylesine önemsiz ve güçsüz kılabilir?
Neden insan elindeki 'an'ı yaşamak yerine,geleceğiyle ilgili hesaplara takılıp kararsız ve sessiz kalır bir dönemeçte?
Gelecek belirsiz ve karanlık olduğu için mi, aydınlık ve belirgin olan 'an'ı böylesine yenilgiye uğratır?
Bilinmeyenden duyduğumuz korku, bilinenin aydınlığı içinde duran istekten kuvvetli midir?
Belirsiz olan belirli olandan güçlü müdür hep?
O yüzden mi, en en önemli dönemeçlerde bazen böyle kararsız ve sessiz kalır da, çok sapmak istediğimiz yollara özlemle bakarak dümdüz devam ederiz?
Hayatımızın en önemli zaman parçası, henüz gelmemiş olan ve 'gelecel' denilen zaman parçası mıdır?
Böyle zamanlarda kaderimizi belirleyen 'dün' ya da 'bugün' değil de 'yarın' mıdır?
Yarın bu korkunç gücünü, bilinmez olmasına mı borçludur?
Geleceğin belirsiz karanlığına saklanan korku, bugünün apaçık isteğini neden bir sessizliğe mahkum eder?
Gelecekten korktuğumuz için geleceği istediğimiz gibi yaşayamayız.
Karar veremediğimiz için hayatımızın yolunu kararsızlıklarımız çizer.
Hayatımızı kararlarımız mı, kararsızlıklarımız mı belirler?
'An'ın isteklerini 'geleceğin' endişelerine kurban edenler mi daha mutlu yaşar, yoksa geleceğin acılarını kabul edecek kadar güçlü bir şekilde 'an'ın isteğine sarılanlar mı?
Ve acaba kaçımız gelecek korkusu yüzünden geleceğimizi kaybettik?
(Başucu kitabımdan alıntıdır... Buyur burdan yakın!!!)
Neden insan elindeki 'an'ı yaşamak yerine,geleceğiyle ilgili hesaplara takılıp kararsız ve sessiz kalır bir dönemeçte?
Gelecek belirsiz ve karanlık olduğu için mi, aydınlık ve belirgin olan 'an'ı böylesine yenilgiye uğratır?
Bilinmeyenden duyduğumuz korku, bilinenin aydınlığı içinde duran istekten kuvvetli midir?
Belirsiz olan belirli olandan güçlü müdür hep?
O yüzden mi, en en önemli dönemeçlerde bazen böyle kararsız ve sessiz kalır da, çok sapmak istediğimiz yollara özlemle bakarak dümdüz devam ederiz?
Hayatımızın en önemli zaman parçası, henüz gelmemiş olan ve 'gelecel' denilen zaman parçası mıdır?
Böyle zamanlarda kaderimizi belirleyen 'dün' ya da 'bugün' değil de 'yarın' mıdır?
Yarın bu korkunç gücünü, bilinmez olmasına mı borçludur?
Geleceğin belirsiz karanlığına saklanan korku, bugünün apaçık isteğini neden bir sessizliğe mahkum eder?
Gelecekten korktuğumuz için geleceği istediğimiz gibi yaşayamayız.
Karar veremediğimiz için hayatımızın yolunu kararsızlıklarımız çizer.
Hayatımızı kararlarımız mı, kararsızlıklarımız mı belirler?
'An'ın isteklerini 'geleceğin' endişelerine kurban edenler mi daha mutlu yaşar, yoksa geleceğin acılarını kabul edecek kadar güçlü bir şekilde 'an'ın isteğine sarılanlar mı?
Ve acaba kaçımız gelecek korkusu yüzünden geleceğimizi kaybettik?
(Başucu kitabımdan alıntıdır... Buyur burdan yakın!!!)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)