29 Mayıs 2007 Salı

Acımasız,umursamaz hatta yok sayan bir unutuştu bu. Tereddütsüzce işlenen bir cinayet gibiydi. Kurbanını gözünü kırpmadan öldürdükten sonra bir an bile pişmanlık duymayacak kadar soğukkanlı ve kendinden emindin sanki.

Nasılda şaşkındım. Ölüm senin ellerinden öyle yavaş yavaş hissettirerek değil, ansızın gelivermişti. Bense kendimi bu büyük kopuşa hiç hazırlayamamış senden son kez uzun bir soluk alamadan sonsuzluğa karışmıştım. Sana tutunan kalbimi bir seferde kesip ayırmıştın işte. Elindeki silahsa bir başka aşktı... Yalnız benim için değil, seni seven sana yakın olan herkes için yeryüzünü daha yaşanılır ve umutlu bir yer kılan o inceliğin, o duyarlılığın, o tanrısal merhametin gözlerinden süzülüp bu acımasız hayatı aydınlatan iyiliğin birdenbire yok olmuştu. İnanamadığım tek şey buydu işte. Kimseyi kırmamak için kendi hayatını yaşamaya neredeyse fırsat bulamayan bir yeryüzü meleği nasıl olurda ona kalbini adamış bir ölümlüye bu kadar acımasız olabilirdi.

Biliyor musun sana ölümü anlatmak isterdim.Sana ölümün o birdenbireliğini, o sabırsız yok ediciliğini, o ansızılığını anlatmak isterdim uzun uzun... Hayata yalnızca bir kadının (adamın) kalbinden tutunursan eğer ve o kalp kalbini ansızın terk ederse, geriye kalan hiçliğin içinde sonsuzluğa kadar düşersin. Ne o sonsuzluk biter, ne de o karanlığın içinde debelenerek yuvarlanışın. İşte o yüzden bu sorular ölümün şokunu yaşadığın o ilk darbede değil, o karanlık boşluğun içinde yuvarlandığın sonsuzluğun içinde gelir. Kalbinin öteki kalpten koparıldığı an düşündüğün ve hissettiğin tek şey acıdır. Acıyla kendi hayatına yani o sonsuz boşluğa yığılırsın önce, hiçbir şey düşünmez hiçbir şey soramazsın katiline. Sorular ve sorgulamalar arkasından gelir. İçinde yuvarlandığın o sonsuzluk bir hesaplaşmaya bir sorgulamaya dönüşür yavaş yavaş: Biz ne yaşadık? Sen kimdin? Ben senin neyindim? Ve neden ben? Neden? Neden?....

3 yorum:

Gaia Skywalker dedi ki...

Altan dizelerinden baya vurucu satırlar nakşedilmiş daha ilk yazılara....

Kızııım alooooo,
bloğun ilk günlerinde bu kadar ağır takılacaksak ilerde "terennüm ederiz" vaziyetinde birşeyler yazmak zorunda kalcaz haberin olsun... Ben kaldırım ama diğer arkadaşların bünyelerinin dayanacağını sanmıyorum hahahahaha :)

Hazır cevap seniiii....
Hadiseneeee..... :)

Öperim

e.

Serhat dedi ki...

Valla bu yazıya yorum yapmak çok zor...

Bloguna yazdığın ilk yazın böyle olduğuna göre, devamını düşünemiyorum...

Bakalım devamı nasıl olacak..:))

Ümit Kurt dedi ki...

Kim kimi neden unutmuş ?
Ne cinayeti? Kurban kim ?
Siz kimsiniz? Ve neden sen?
Nedeeeeeeennn???

hahahahaaaa....

Altan hangi altan???
Çetin, Ahmet, Mehmet ???

:D

Hadi bakalım devamı gelsin bu yazıların. Ben de blogumdan link veriyorum ;)